| |
» USD |
1,5191 YTL |
| |
» EURO |
2,0684 YTL |
| |
» GBP |
2,2688 YTL |
| |
|
|
| |
|
 |
|
 |
|
Antalya
Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler
sayesinde "Türk Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş,
tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği
Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına
sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca,
antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel
gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular
yer alır.
Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül
sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe
oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye'nin en
önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve
Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon,
Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb.
etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi
ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi
birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği
yapmaktadır.
Antalya adını kurucusu, Bergama Kralı II. Attalos'dan
alır. Attalos'a atfen Attalia adını alan kente Türkler
önce Adalya daha sonra da Antalya adını verirler.
Yapılan arkeolojik kazılarla Antalya ve bölgesinde
günümüzde 40 bin yıl önce insanların yaşadığı
kanıtlanmıştır. Antalya'nın 27 km. kuzeybatısında,
Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan
kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz
çağlarına aittir.
M.Ö. 2000 yılından bu yana bölge, sırası ile Hitit,
Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletleri, Pers,
İskender, Antigonos, Ptolemais, Selevko, Bergama
Krallığı egemenliklerini tanımıştır. M.S. 7. yüzyıldan
sonra bölge Selçuklular ile Bizanslılar arasında sık sık
el değiştirmiş, 1207 yılında Selçukluların eline
geçmiştir. Bunu Tekelioğulları, Osmanlılar,
Karamanoğulları, sonra tekrar, Osmanlı egemenlikleri
izlemiştir |
 |
| |
|
Manavgat
Manavgat'ın kuruluş tarihi
kesin olarak bilinmemekle birlikte, yerleşim merkezi
oluşunun M.Ö. 150-200 yılları arasında olduğu
sanılmaktadır. 400-500 yılları arasında konaklama ve
göçme şeklinde geçici yerleşmelere sahip olduğu
söylenmektedir. M.Ö.'sinden yakın zamana kadar, şimdiki
ilçe yakınlarında kayıklar ve gemilerin çay üzerinde
bulunan iki yaka arasında yük ve insan taşımacılığı
yapıldığı, belgelerden anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi,
şimdiki Gündoğdu Köyü yakınlarında Sarısu civarında
kaplan avlandığını ve bu çevrede yörük denilen halkın
oturduğunu anlatır. Manavgat o zamanlar bir yerleşim
merkezi değildi. Kuzeyde Toroslar, güneyde Akdeniz,
doğuda Manavgat Çayı ile çevrelenen geniş alana verilen
ad idi. Malazgirt savaşından sonra bu yöreye Horasan'dan
gelen yörükler ve Yörük Beyleri yerleşmiştir. Manavgat
çayının batı yakası Turgay beylerinin, doğu yakası Senir
beylerinin tımar, zeamet ve başları olarak Cumhuriyet
dönemine kadar devam etmiştir. Daha sonra bu iki yaka
birleştirilerek 1923 yılında Manavgat adı ile ilçe
olmuştur. Manavgat ilçesi, vilayet merkezi Antalya’ya 72
km. uzaklıkta olup, Manavgat Irmağı’nın her iki
yanındaki aynı isimli ve verimli ova üzerine kurulmuştur.
İlçe merkezi Akdeniz kıyısından 4 km. içerde
bulunmaktadır. Kuzeyi sık ormanlarla kaplı doğa
güzelliklerine sahip Toros Dağları ile sınırlanmaktadır.
İlçeyi ortadan bölen Manavgat Irmağı ovaya verimlilik ve
zenginlik verir. Manavgat Şelalesi ve deltası ilçenin en
önemli doğal zenginliğidir. İlçenin güneyinde yer alan
sık çam ağaçları ile kaplı Sorgun Ormanı ve Manavgat
Irmağı deltasının alüvyonlarla dolması nedeniyle oluşan
Titreyengöl, yöredeki diğer doğa güzellikleridir. Ayrıca
ilçenin kuzeyinde Manavgat Irmağı’nın Toroslar’daki
derin vadisi üzerine yapılmış olan kaya dolgu Oymapınar
Barajı ile daha aşağıdaki Manavgat barajı gölleri ve
çevresi eşsiz güzelliktedir. Yöre jeep safari turlarının
yapıldığı yerlerden biridir. Manavgat Ovası 2500 km2
alanı ile Antalya ilinin en büyük verimli ovası olup,
başta pamuk olmak üzere buğday, arpa, çavdar ile 45
çeşit meyve ve sebze üretilir. Yörede seracılık önemli
bir uğraştır. Sebze ve meyve yetiştiriciliğinin yanısıra
son yıllarda sera çiçekçiliği de oldukça gelişmiştir.
Nehir vadisinde birçok alabalık üretim çiftlikleri
vardır ve ayrıca nehir üzerinde botlarla geziler
düzenlenmektedir. Son yıllarda turizmin gelişmesine
paralel olarak gelişen ve büyüyen ilçenin güneyinde yer
alan Sorgun ve Titreyengöl alanlarında dünya
standartlarının da konaklama tesisleri ve tatil köyleri
inşa edilmiştir. Manavgat tarihinin çok eskilere gittiği,
adının Luwi dilinde Manauwa (anasal tanrıça tapınağı)
olduğu bilinmektedir. Çeşitli dönemlerde Seleukeia ve
Side antik kentlerinin ortak kutsal alanı olarak
kullandığı sanılmaktadır |
| |
 |
| |
|
Side
Antalya'ya
75 km. Manavgat'a 7 km. uzaklıkta olan Side, Yaklaşık
400 m. eni ve 1 km. uzunluğu olan bir yarımada
şeklindedir. "Side" adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına
gelmektedir. Bu özellik ve bilgede bulunan bazı
yazıtlardan elde edilen bilgiler Side tarihinin
Hititlere kadar uzandığını göstermektedir. Fakat
Anadolunun en eski yerleşim birimlerinden biri olan
Side'nin İ.Ö.VII yy'dan önce kurulduğu da söylenmektedir.
Kilise tarihçesi Evsebios, Side'nin İ.Ö. 1405'te
kurulduğunu yazmaktadır. Anadolu tarihleri içerisinde
Side, diğer Pamphylia kentleriyle aynı aşamaları
geçirmiştir. Yunanlılar İ.Ö. VII yy. göçler sırasında
Side'ye gelmişlerdir. Eldeki yazıtlara göre İ.Ö. III yy'
a değin de kente özgü bir dil konuşmuşlardır. Hala tam
olarak çözülemeyen bu dil Hint-Avrupa dillerindendir.
Side İ.Ö. VI yy'ın ilk yarısında Lidyalıların, İ.Ö.
547-546'da da Persler'in egemenliğine girmiştir. Pers
yönetiminde gelişen kent. İ.Ö. 334' de İskender'e teslim
olunmuştur.İskender'in ölümünden sonra Antigonos'un
(323-304). Ptolemaioslar'ın (301-215). İ.Ö. 215'ten
sonrada Suriye Krallığı' nın denetimi altına girmiştir.
İ.Ö. II yy. da Ptolemaioslar'ın güçlü savaş ve ticaret
filoları sayesinde en parlak dönemini yaşayan kent, bu
sürede imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline
getirilmiştir. İ.Ö. 188'de Apameia Barışı ile Bergama
Krallığı'na bırakılan Side, Doğu Pamfilya bölgesiyle
birlikte bağımsızlığını korumuş, büyük ticaret
donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur. İ.Ö.
78'den sonra Roma egemenliğinde bulunan kent, İ.S. II.
Ve III. yy'larda bölgenin ticaret merkezi oldu.
Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak
bir dönem yaşandı. II. yy boyunca bir bilim ve kültür
merkeziydi. Suriye krallarından VII. Antiokhos, tahta
geçmeden önce burada eğitim gördü. Kral olduğu zaman (
İ.Ö. 138 ) ''Sidetes'' adını aldı. Bu devre kadar başta
Athena ve Apollon olmak üzere Afrodit, Ares, Asklepios,
Hegeia, Kharitler, Demeter, Dionisos, Hermes gibi birço
tanrıya inanıp tapan Side'liler İ.S. 4.yy'da
hıristiyanlaşmaya başlamışlardır. Side, İ.S. V. yy'da
Pamfilya Metropolisi ( Piskoposluk Merkezi ) olunca, 5.
ve 6. yy'da en parlak devrini yaşamıştır. Bu gelişim
VII. IX. yy'lar arasında Arap akınları ile son bulmuştur.
Kazılar sırasında büyük bir yangın ve çok sayıda deprem
izlerine rastlanmıştır. Arap istilası, doğal afetler
kentin terk edilmesine yol açmıştır. XII.yy'da Arap
coğrafya cısı İdrisi burayı ölü bir kent olarak
göstermekte ve ''Yanmış Antalya''olarak tanımlamaktadır.
İdrisi'ye göre 1150'ye doğru kent halkı Side'den göç
etmiş, XII.yy'da Side tümüyle boşaltılmıştır. 13.yy'da
Selçuklular'ın 14.yy'da ise Hamitoğulları ve
Tekelioğulları'nın egemenliği altına giren Side'de bu
devirlerde yerleşim olmamıştır. 15. yy'da kesin olarak
Türk topraklarına katılmıştır. Ancak ne Osmanlılar nede
Selçuklular Side'de oturmadıklarından, yarımada üzerinde
Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserlere rastlanmaz.
1895 yılında, yarımadanın uç kısmına bir köy kurularak
Girit Adası’ndan gelen göçmenler buraya
yerleştirilmişlerdir. Bugünkü köyün çekirdeğini
oluşturan küçük köy zamanla tüm yarımadayı
kaplamıştır.antik yapılarıyla kendine özgü mimarisiyle,
köy evlerinin bir arada bulunması sonradan "Selimiye"
adını alan Side'nin turizme açılmasında büyük rol
oynamıştır. Side tarihin derin izlerini taşıyan bir
kenttir |
| |
 |
| |
|
ASPENDOS
Side'ye 38 km mesafede 2.
Yüzyılda inşa edilen Aspendos Tiyatrosu 17.000 kişilik
olup, günümüzde ayakta kalmış ve en iyi korunmuş anfi
tiyatrodur. Yörede yaşayan Xenon adlı bir gencin
yarattığı mükemmel akustiğin sırrı hala
çözünlenememiştir. 13. yüzyılda Selçuklar yapıyı
kervansaray olarak kullanmış ve tipik Selçuklu mimarisi
tarzında bir kemerle yapının kuzey tarafını
sağlamlaştırmışlardır.
Antalya-Alanya karayolunda Serik'i geçtikten sonra
kuzeye dönülerek 4 km.'lik Aspendos yoluna girilir.
Geçmisi I.Ö. V. yüzyıla kadar uzanır. I.S. II.yüzyılda
yapılan Aspendos tiyatrosu Selçuklu'lar devrinde
kervansaray olarak kullanılmıs ve zaman zaman
onarılmıstır. Sahnesi ile birliktegünümüze degin en iyi
sekilde korunabilmis nadir tiyatrolardandır. Günümüzde
çesitli konser, şenlik, festival ve yaglı güreşlerde
kullanılmaktadir. Aspendos'da diğer yapıların yanı sıra
Agora, Bazilika, Nymphaeum ve 15 km. uzunlugunda kemerli
su yolları görülmeğe değer yapılardır |
| |
 |
| |
|
ALARAHAN
Alarahan Pamfilya alanın
içerisinde yer almaktadır.Antalya’nın Alanya bölgesi,
Okurcalar İlçesinde ve Çakallar köyü sınırlarında
bulunmaktadır.Alanya’dan Antalya’ya giderken 30.km de
Alarahan dönüşü vardır.9 km içeriye doğru
gittiğinizde,Tarihi Alarahan bölgeye Tesadüfen adını
vermiştir .Ormanda seyahat ederken küçük ticari
alanlarla birlikte Alarahan doğal güzellikleri,ender
bulunan çok fonksiyonel tarihi bir alandır.Alara savunma
kalesi,Alara nehiri,tarihi, doğal müze ortamı
yaratmaktadır. |
| |
 |
| |
|
PERGE
Antalya’nın 18km doğusunda
Düden ve Aksu nehirlerin arasında kurulmuştur. Aksu’dan
Kuzeye dönün anayoldan, 2km sonra Perge’ye ulaşırsınız.
Bazı Yerleri görülmeye değer,Agoranın kapıları,
Nymphaeum ve kolonlu sokak,kilise ve Akropolis |
| |
 |
| |
|
Köprülü Kanyon
Manavgat'ın sınırları
içerisindedir. Bolasan Köyü ile Beşkonak arasında 14 km.
uzunluğunda, 100 m. derinliğinde bir vadidir. Gür sedir
ormanları ile kaplıdır. Kapadokya'daki peri bacalarına
benzeyen doğa görünümü oldukça ilginçtir. Köprü Çayı
üzerindeki antik taş köprü bugün de kullanılmaktadır |
| |
 |
|
|
|
|